Türkiye’den “tersine beyin göçü” hamlesi… Bilim insanları yurda dönmeye başladı

Türkiye’den “tersine beyin göçü” hamlesi… Bilim insanları yurda dönmeye başladı

60
0
PAYLAŞ

Türkiye'den "ters beyin göçü" hareket... Bilim adamları eve dönmeye başladı

Bilim ve teknoloji alanında öncü olma çabalarını sürdüren Türkiye, TÜBİTAK meşalesini yaktı. Yurtdışına giden bilim insanları, uygulanmaya başlanan projelerle ülkemize dönecek.

Son yıllarda yapılan çalışmaların, projelerin ve desteklerin sunduğu imkanlar ve finansal imkanlar Türkiye lehine değişmiştir. Bu sayede artık beyin göçü değil, tam tersine beyin göçü konuşulabiliyor.

TRT Haber’de yer alan habere göre, Milli Teknoloji Hamlesi’nin ana hedeflerinden biri olan Türkiye’yi bilim ve teknoloji alanında öncü kılmak için yapılacak çalışmalara öncülük edecek bilim insanlarını Türkiye’ye kazandırmak için TÜBİTAK tarafından iki vizyoner program hayata geçirilmiştir.

Bunlardan biri de 2232 Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı.

İlk olarak 2018 yılının sonunda çağrılan program ile önde gelen bilim insanlarına ülkemizde çalışmalarını sürdürmeleri için geniş imkanlar ve destekler sunuldu.

Program kapsamında buraya gelen araştırmacılara hem ciddi burslar hem de araştırma fonları veriliyor. Türkiye’ye taşıdıkları projeleri sürdürecekleri kurumlara araştırma bütçesi verilir. Ülkemize dönen bilim insanları en az 5 doktora öğrencisi yetiştiriyor.

İlk çağrı yapıldığında 243 bilim insanı Türkiye’ye dönmek için programa başvurdu. Bunun üzerine ileri araştırmalar yapan 127 bilim insanı çalışmalarını Türkiye’ye taşıdı.

“En önemli yatırım insana yapılan yatırımdır”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, bilim insanlarının ülkemize dönüşü için yürütülen çalışmaları TRT Haber’e anlattı.

Türkiye’yi dünyanın en etkili 10 ekonomisi arasına sokmaya çalıştıklarını belirten Varank, bunun yolunun yüksek teknoloji ve katma değerli üretime yatırım yapmaktan geçtiğini açıkladı.

“Aslında en önemli yatırımın insana yapılan yatırım olduğunun bilincindeyiz. Bu nedenle çocuklara ve gençlere yönelik çok çeşitli programlar uyguluyoruz. Ama aynı zamanda hükümet olarak bilim insanlarının daha fazla bilim üretmesini destekliyoruz. Türkiye’de ve elde ettikleri bilim ve bilgiyi ticarileştirmek amacıyla bu anlamda Cumhurbaşkanımız 2018 yılında ilk kez bir programımız olan Uluslararası Öncü Araştırmacılar Programı’nı duyurdu. Hem Türkiye’den Türkiye’ye giden Türk vatandaşlığı kökenli insanlar, hem de uluslararası bilim insanları Türkiye’ye geldi.”

“Çok zor bir program”

Bakan Varank, Uluslararası Öncü Araştırmacılar Programı’nın bilim insanları tarafından yoğun ilgi gördüğünü belirterek, şunları kaydetti:

“Tabii ki Uluslararası Lider Araştırmacılar dediğimizde şartları zor olan bir programdan bahsediyoruz. Bu programa başvuracaksan dünyanın en iyi 100 üniversitesinden birinde çalışıyor olmalısın ya da çalışıyor olmalısın. Dünyada Ar-Ge’ye en çok yatırım yapan şirketlerden birinde. Makaleler açısından en çok atıf alan makaleler listesinde adınız olmalı. Bu şartları sağlıyorsanız programa başvurabilirsiniz.”

Pek çok Türk bilim insanı gibi yabancılar da artık Türkiye’yi tercih ediyor.

İşte o bilim adamlarından birkaçı:

Ahmet Cemal Durgun

Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Cemal Durgun’un ODTÜ Elektrik Mühendisliği bölümünde başlayan hikayesi, ardından hayat onu ABD’ye sürükledi. Doktora eğitimini ABD’de Arizona Eyalet Üniversitesi’nde tamamladı. Daha sonra teknoloji şirketi Intel’in paketleme ve montaj biriminde işaret doğruluğu sorunları üzerine araştırma yaptı.

Durgun iyi bir kariyere sahipti, Intel’de birçok araştırmaya adını yazdırdı ama aklında hep memlekete dönmek vardı. Orada yaklaşık 6.5 yıl çalıştıktan sonra memleketine döndü. TÜBİTAK’ın sunduğu araştırma bütçesi ile memleket hasreti sona erdi. Dönüşü hızlandı, şimdi eğitim hayatına başladığı üniversitede araştırmalarına devam ediyor.

Fatih İnci

Fatih İnci de uzun yıllar ülkesinden ayrılıp geri dönmenin hayalini kuranlardan biridir. İstanbul Üniversitesi’nden Harvard, Stanford gibi köklü üniversitelere uzanan bir hikayesi var.

İnci, Avustralya’da iki köklü üniversitede çalıştı. Ayrıca hem doktora çalışmalarını hem de doktora sonrası çalışmalarını Harvard Tıp Okulu, Harvard MIT’de sürdürdü.

Türkiye’de bilime adanan yaşamını sürdürmekten mutluluk duyan İnci’nin hedefi, Bilkent Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi’nde mikroçipler üreterek kullanımı kolay tıbbi yenilikleri günlük hayata uyarlamaktır.

“2232 sayesinde her şey laboratuvarda”

Ülkesine dönmenin kendisi için ciddi bir istek olduğunu söyleyen İnci, şunları söylüyor:

“Yaptığım işlere belli bir bağlamda baktığınız zaman buradaki imkanlarla yapılabilirdi. Bunu yapanların sayısı ve yapabilen gruplar çok azdı ama imkanlar el verdi. bu kıvılcımın başında olmak istedim.Buraya öncülük edebilirsen insanların ufkunu açarsın,yeni alanlar açarsın.2232’nin sunduğu fırsatlar çok önemliydi.Çünkü sana bir altyapı sunduğu için,gördüğün her şeyi sana sunuyor. bu laboratuvar bu 2232 ve daha fazlası sayesinde olacak. Öğrencilerimizi burada da yetiştirmek istiyoruz ve bu alanda insan yetiştirmek istiyoruz elbette. Biz toprakta doğduk büyüdük.”

Erik Jeppesen

Tersine göç bir yana, Türkiye artık yabancı ‘beyinleri’ ülkeye çekiyor. Türkiye artık terk edilmiş bir ülke değil, tercih edilen bir ülkedir.

Nobel ödüllü bilim insanı Prof. Dr. Erik Jeppesen, araştırmaları için Türkiye’yi tercih edenler arasında yer alıyor. Danimarkalı bilim insanı tatlı su gölleri alanında yaptığı araştırmalarla bilim dünyasında adını duyuran isimlerden biri.

2014 yılında ailesiyle birlikte Türkiye’ye kısmen yerleşen Jeppesen, buranın araştırmaları için çok önemli bir yere sahip olduğunu düşünüyor. ODTÜ’de Türk bilim insanlarıyla yaptığı çalışmalar sayesinde bilim dünyasının küresel ısınma ve göllerle ilgili sorularına yanıt bulacak.

Hasan Demirci

20 yıldır beyin gücünü yurt dışında harcayan Dr. Öğretim Üyesi Hasan Demirci, Türkiye’nin teknoloji alanındaki gücünü dünyaya duyurmak için ülkesine dönenler arasında yer alıyor. Koç Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nde araştırmalarına devam ederek Türkiye’ye katkı sağlamaktadır.

7 yıl boyunca Stanford’da bağımsız araştırmacı olarak kendi ekibiyle teknoloji geliştirme ve diğer biyolojik yapısal analiz çalışmaları üzerinde çalıştı.

“20 yıl sonra Türkiye’ye dönüş serüvenimiz oldu” diyen Demirci, Türkiye’ye gelişiyle ilgili şu bilgileri veriyor.

“Eskiden tüm gücümüzü, gözümüzü kulağımızı yabancı uyruklu öğrencileri yetiştirmek ve oradaki çalışmalara katkıda bulunmak için harcardık. Bir gün bir ilan gördük, Koç Üniversitesi moleküler biyoloji hocası arıyordu ve bu ilan çıktı. Amerika’nın en prestijli dergilerinde.Tabi ki biz de.Tabi Koç Üniversitesi’ndeki inanılmaz başarı ve uluslararası başarı beni de etkiledi.Daha sonra ilanı görünce neden olmasın diye oraya bir başvuru yaptım. Daha sonra tam düşünürken TÜBİTAK’ın 2232 Uluslararası Öncü Araştırmacılar Programı açıldı.Teknoloji Bakan Yardımcısı ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kaçır Stanford Üniversitesi’ne gelerek oradaki bilim insanlarıyla bir oturum gerçekleştirdi.Tüm soruları kendisine sorduk. Kendisine sormak istedik, bu programda neyi amaçladıklarını ve neden Türkiye’ye dönmemiz gerektiğini anlattı.”

Emrah Eroğlu

Emrah Eroğlu’nun herkese örnek olabilecek bir hayat hikayesi var. Hayatı 1980 yılında Avusturya’da küçücük bir köyde başladı. Çocukluğunu bir marangoz atölyesinde geçirdi. 20 yaşında liseyi dışarıdan okuyup üniversiteye girmeye çalıştı. Amacına 7 yıl sonra ulaşabildi. 2007 yılında biyoloji bölümünde okumaya başlayan Eroğlu’nun eğitim serüveni şu şekildedir…

“Daha sonra yüksek lisansımı yaptım. Yüksek lisansıma teknik kimya, biyoteknoloji bölümünde devam ettim. Zaten merak ediyordum, tıp okumak için üniversite sınavlarına girdim ve başardım. 2-3 dönem tıp okudum. Ezbere dayalı olduğu için çok çabuk sıkıldım ondan önce 5-6 yıl biyoloji ve teknik kimya okuduktan sonra tıpla pek ilgilenmedim, bıraktım ama moleküler tıpta doktoraya devam ettim. Aynı üniversitede. Doktora sonrası çalışmaları da orada yaptım. Oradayken Türkiye’ye geldim.”

Programın ikinci çağrısı devam ediyor

Bakan Varank, ikinci çağrının devam ettiğini belirterek, şartları kolaylaştırdıklarını ve artık genç araştırmacıları Türkiye’ye davet ettiklerini açıkladı.

“Beyin göçü çok konuşuluyor. Evet bazı insanlarımız yurt dışında çalışmak istiyor, bazı akademisyenlerimiz yurt dışında deneyim kazanmak istiyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı olarak şunu çok net söyleyebilirim. Bundan rahatsızlık duymamalıyız. Yurtdışına çıkıp ilimlerini öğrenmekten zarar gelmez.Bilim adamlarımız yurt dışında çalışsın, tecrübe kazansın ama akıllarında hep bir ülke olsun.Ben Türkiye’ye nasıl katkıda bulunabilirim, bunu hep kalplerinde tutmalılar. Bu anlamda bizim bu insanlarımızın da bir vatanı var.Yurt dışına çıktıklarında Türkiye’nin gönüllü elçilikleri gibi hareket ediyorlar. Buradaki akademik kurumlar arası iletişimi ve etkileşimi sağlıyorlar.”

TÜBİTAK’ın projesi ile artık birçok bilim insanı araştırmalarını Türkiye’de yürütüyor. Önemli beyinlerin Türkiye’de kalıp tecrübelerini gençlere aktarması ülkenin geleceği için altın değerinde.

Önümüzdeki yıllarda ülkemize dönecek bilim insanları ile birlikte geleceğe ışık tutacaklar. O ışık sadece yurtdışındaki Türklere değil, alanında dünyaca ünlü isimlere de Türkiye’de çalışmaya, üretmeye ve insanlığa katkıda bulunmaya rehberlik etmeye devam edecek.


  • Tübitak
  • beyin göçü
  • Bilim
  • teknoloji
PAYLAŞ

BİR CEVAP BIRAK